DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
G.8 ZENGİNLER TOPLANTISI VE AFRİKAYA YARDIM ADI ALTINDA TİMSAHİ GÖZYAŞLARI
Haberler

  Emperyalist bir yandan yağmalayıp, yakıp yıkarken öte yandan sanki sömürüp ve talan ediciler kendileri değilmiş sahte göz yaşı dökmekten ve yardım paketleri  açıklamaktan geri durmayarak  timsahın avını yutması sonucu dökmüş olduğu sahte göz yaşları misali, Afrika’nın yer altı yer üstü zenginlik kaynaklarını yağmalayıp talan eden emperyalistle, Afrika’ya yardım adı altında borçların silinmesinden dem vuruluyor.

 Mevcut durumda Afrika kıtası emperyalist talan ve soygun nedeniyle açlık ve yoksullukla pençeleşiyor. Afrika’da,  yoksulluktan ve yoksulluğun getirmiş olduğu hastalıklardan dolayı her üç saniye bir kişi yaşamını yitirirken, emperyalistler karlarına kar katmakta ve daha fazla zenginleşmektedirler. Dünyanın arpası buğdayı, ekmeği suyu herkese yeterken, adaletsiz bir  gelir dağılımı ve yaratılan değerlerin bir avuç büyük emperyalist devletlerin ve tekellerin elinden toplanması nedeniyle, Kara Afrika kıtasında  on binlerce çocuk  daha bir yaşına basmadan  yaşama veda ediyor. Emperyalist kapitalist sistemin dünyaya egemenliği nedeniyle, bütün insanlara yetecek olan yiyecek ve  sudan milyonlarca emekçi yararlanamıyor, dünyada yüz milyonlarca insan aç yaşıyor.
 
  İşte tam bu dönemde dünyanın en zengini  G-8’ler İskoçya’nın Edinburg kentinde bir araya geldiler. G. 8 toplantısı her ne kadar İngiltere’de patlayan bombaların  gölgesinde kasada, küresel ısınma ve Afrika kıtasının borçlarının silinmesi ağırlıklı gündemde, Kara Afrika’ya küreselleşmeye boyun eğmeden  borçların silinmeyeceği ve yardım yapılmayacağı kararı çıkarken, iklim değişimi  konusunda da  ABD emperyalizmi  Kyoto antlaşmasını imzalamayacağını bir kez daha  belirterek, G. 8’ler zirvesinde önceden propagandası yapıldığı gibi  emekçiler adına  her hangi bir iyileşme  durumu çıkmamıştır.
 Bugüne kadar  küreselleşmeyle ilgili yapılan ;açlıktan sağlığa,  bilgi teknolojisinden gelir dağılımına kadar her türlü eksikliği giderecek, hizmetleri dünyanın en ücra köşelerine kadar götürecek yönlü açıklamaların tümünün de boş olduğu yakıcı olarak açığa çıkmıştır.
 
Sömürü ve talandan sınır tanımayan vahşi kapitalizm, adaletsizliği gidermek bir yana  gelir adaletsizliğini daha da derinleştirerek açlık ve  sefaleti görülmemiş boyutlara sıçratmış. Dahası, yeni dünya düzeni adına düzensizlik Kara Afrika halklarını  açlıktan ve yoksulluktan  kırılıyor duruma getirmiş.
 
  Oysa çok uzaklara gitmeden  yirmi yıl öncesine  baktığımızda  Afrika’nın en yoksul ülkesi bile kendi kendine yetebiliyor, karnını doyurabiliyordu. Ama tarımı yok ettiler. ABD ve AB,  kendi çiftçisine milyarlarca dolar sübvansiyon uyguladı. Diğer yeni-sömürge ülke  tarım ürünlerine ise gümrük duvarlarını koydu. Afrika ve diğer yeni-sömürge bağımlı ülkeler bu rekabete dayanamayıp toprakları ekinsiz bıraktı. Şimdi ABD’de,  AB’nin koçbaşı ülkelerinde depolar, silolar yiyecek dolu. Piyasalar düşmesin diye bazı ürünler yakılıyor,  ya da çürümeye bırakılıyor.  Depolarda milyonlarca ton besin maddesi beklerken, Afrika’da ve dünyanın diğer yoksul ülkelerinde insanlar,  çocuklar açlıktan ölüyor.
 
 G-8’ler ise yakıp, yıktığı ve talan ettiği  Afrika halklarına acaba bir miktar yardım yapsak mı diye demagoji  yapıyor.  Oysa Afrika’yı bu hale getiren emperyalist büyük-küçük devletlerin bizzat kendileri. Topraklarını yağmalayan, kauçuğunu zorla çalan, toprakları tarımsız bırakan,  yeraltı kaynaklarına aç gözlülükle dalan onlar. Kim yağmaladı kauçuğu, pirinci,  pamuğu,  kakao bahçelerini? Kim işletiyor elmas madenlerini? Kim zorla aldı altın madenlerini yerli halkın elinde?
 
  “Çevreci Avrupa’da” evindeki ağaca dokunmak yasaktır!Dokunduğunda “doğayı ve  çevreyi koruma adına” yakana yapışırla ve “doğaya zarar vermekten” cezayı basarlar. Ama ABD ve AB’nin tekelleri Afrika’nın yağmur ormanlarını aç kurtlar gibi yağmalarlar! Somali’de halkın yüzde 75’i açlık çekiyor.  ABD ise halkın yüzde 75’inin açlık çektiği bu ülkeyi,  petrol kaynaklarını elinden almak için işgal ediyor.  Küreselleşme adalet getirecekti! Oysa,  Son 12 yılda ise, gelirde,  G-7 ülkelerinin aldığı pay yüzde 78. 2’den yüzde 87’e çıkarken 4 milyarlık insan grubunun aldığı pay yüzde 21. 8’den yüzde 13’e düştü.

 UNICEF’in 2005 raporuna göre dünyada 1. 4 milyar insan yoksulluk ve 800 milyon açlıkla boğuşuyor,  her iki çocuktan birisi yoksulluk içinde yaşıyor. Her yıl 5 yaş altında10 milyon çocuk büyüyemeden ölüyor. Afrika kıtasında her üç saniyede bir kişi yaşamını yitiriyor. Her şey o kadar açık ve net: zenginler talan edip yağmalarken, emekçiler yoksulluk ve sefalet içinde    kıvranıyorlar.

 Elbette açlık ve yoksulluk yalnızca  “Kara Afrika”nın sorunu değildir.  En ileri emperyalist  ülkelerde de nüfusun küçümsenemez bir kesimi işsizlik,  açlık ve yoksullukla boğuşmaktadır.  Bu ülkelerde de üretilen değerlerin %80’nine yakını, nüfusun %10’u- en fazla %20’si tarafından mülk edinilmekte/ele geçirilmekte ve geri kalan büyük çoğunluk temel yaşam gereçlerini karşılama olanağı bulamamaktadır. Afrika’da ise açlık ve yoksulluk,  ‘diz boyu’ değil, boğaza kadar dayanmıştır. Önemli doğal zenginliklere;yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olan bu kıta ülkeleri emperyalist büyük devletler ve uluslararası tekeller tarafından yağmalanmış ve açlığa mahkum edilmişlerdir.  ‘Kara Afrika’da da emperyalistlerin işbirlikçileri rahat bir yaşam sürdürmekte, uşaklıklarının mükafatını efendilerinden almakta ve halklarına karşı gerici-faşist işbirlikçi iktidarlarını sürdürmektedirler.  Milyonlarca emekçi yığınlar ise  açlığın,  yoksulluğun ve işsizliğin derin çukuruna itilmişleridir.

Bunun başlıca ve temel etkeni ise doğrudan doğruya emperyalist kapitalist dünya sistemidir.  Emperyalist  ve kapitalist uluslararası tekeller kaynakları yağmalar ve Afrikalı emekçileri ucuz işgücü,  dahası köle emeği olarak değerlendirirlerken, onların kitlesel açlığı ve yoksulluğuyla ilgili değildirler.  Emperyalist kapitalistler  için insan olarak emekçinin yaşamı,  ancak artı-değer ürettiği oranda bir “değer” taşımaktadır. Afrika’nın veya başka kıtaların açları ve onların açlıktan ölümü, savaşlarda kırılmaları,  yedek ve ucuz işgücü olarak tutulmaları,  yalnızca bu ilişki sınırlarında anlama sahiptir.  Bunun içindir ki,  hemen her seferinde,  “yoksul ülkelere yardımı” gündemine aldığı açıklamasıyla zirveler yapan “en gelişmiş ilk sekiz ülke”nin egemenleri ve sözcülerinin açıklamaları, emperyalist  icraatlarını ve politikalarını gizleyen bir yalandan ibarettir. Bu bakımdan, Afrika’da ve başka alanlarda,  açlık ve yoksulluğun kaynağı ve sorumlularını açık adresi emperyalist kapitalist sistemdir. Onun içindir ki Kara Afrika halkları kendilerini açlığa, işsizliğe , susuzluğa ve ölüme mahkum eden  emperyalist ve  işbirlikçi iktidarlara karşı örgütlenip mücadele etmeden,  makus talihlerini değiştirmeleri ve  kendi kaderlerini kendi ellerine alarak  emperyalizm ve uşaklarının egemenliklerini yerle bir ederek  demokrasi ve özgürlüğü kıtadan egemen kılmaları söz konusu olamaz.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye